Bu Söz Niye Gitmedi?



Dün gitti, diyorlar. Dün, bir yere gider mi? Giderse nereye gider? Dünün çocukları yok mu? Torunları, tası, tarağı, toprağı. Hepsini toplayıp da mı gitmiş? Düne ait ne varsa, söz, töz, öz Dün’le beraber gitmiş, ha? Kollarını sallaya sallaya, kendi dününün gittiği yere gitmiş. Neresi orası? Mezarlık mı? Dünler mezarlığı mı? Dünlerin mezarlıkları da varmış; gitsek bir Fâtiha okusak? Fâtihâ’nın yüzü suyu hürmetine Dün’ün günahlarına mağfiret olunur mu ki? Dün’ün adı ne? Fâtihâ’yı hangi Dün’ün ruhuna bağışlayacağız? Dünler karıştı, karıştı dünler, evet. Tüm Dünler’e, adlarını bilmediğimiz tüm Dünler’e gönderelim toptan. Yağmur gibi yağsın Fâtihâ’dan doğan rahmet. Her bir Dün’ün günâhlarına. Her bir Dün’ün kendisinden önceki Dün’den gelen günâhlarına.


Durun! Dün’e ait sözlerin tümü gittiyse, Dün’e ait Fâtihâ’yı nasıl okuyacağız? Bizim de Dünümüz vardı, Biz’de Dün’e ait sözlerden müteşekkildik. Biz sözdük, özdük, tözdük. Nasılsa her biri hepsi sadece sözdü. Bizde gittiysek Dün’le; kim okuyacak Dün’e ait söz olan Fâtihâ’yı?


Ya da biz burada kalanlar, kimiz? Dünsüzler mi? Dünsüzlerden isek, Dün’e ait sözden bize ne? Niye kanalım, Dün’de kalanların söylediği Dün’e ait ne varsa Dün’le beraber gitmiş sözüne? Bu söz Dün’dekilere ait ise bu sözden bize ne? Bu söz niye gitmemiş Dün’le beraber. Niye yeni şeyler söylemiyoruz, a cancağızım? Niye hep Dün’den kalan bu sözle raks edip duruyoruz, çengilerde? Söz’de, öz’de töz’de, Dün’e ait bu sözü evirip çevirip köklerimizi hep Dün’de bırakıyoruz?


Dünle beraber gittiysek bugün gökyüzüne bakıp duranlar kim? Kavga eden, şiirler yazan, sevişen, geğiren, namaz kılan, oruç tutan, kan döken, kan veren, doğuran, asan, besleyen, aç bırakan… bu insanlar kim? Dün’den kalanlar mı? Ama Dün’e ait değiller miydi zaten? İnsan söz değil miydi? Dün’e ait ne kadar söz varsa Dün’le beraber gittiyse, Dünden kalanlar olamaz ki! Bu söz niye duruyor, şenliklerin göbeğinde? Diğer sözler Dün’e ait idiyse bu söz nereye ait? Bu söz yoksa, Dünler’e bağsız bağlı olan bir söz mü? Bu söz yoksa, evet, yoksa zamandan bağımsız mı? Bu sözün dünü, bugünü, yarını hep aynı mı? Bu söz ne sözü, kimin sözü ki? Bu söz, Tanrı sözü mü? Bu söz, Dün’e bağlı değilse, Dün’e ait her söz Dün’le beraber gittiyse, bu söz bugün varsa, bu söz Dün’e ait değilse, bu söz daimi sözse bu sözün sahibi kim? Bu söz her gün gökten mi iniyor?


Her gün gökten inen söz, Dün’deki sözler yoksa ne işe yarar? Fâtiha ‘da Dünlerden bir Dün’e ait. Dünlerden kalan bir söz. Allah sözü. Çekip giden sözlerin arkasından okuyacağımız rahmet sözü. O’nu da Dün’le giden sözlerden sayarsak, rahmeti hangi sözle dileyeceğiz? O’nu, hangi yeni söze başlangıç yapacağız? Rahman ve Rahim Olan Allah’ın adı nasıl Dün’de kalabilir? Nasıl Dün’le beraber çekip gidebilir? Dün’e ait “Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün mâliki Allah’a mahsustur” sözünden kopuk nasıl yaşayabiliriz? Onu hangi cesaretle Dün’le beraber bilinmedik bir yere gönderebiliriz? Onun yerine başka hangi yeni sözü söyleyebiliriz?


Tüm sözlerimiz tükendiğinde, ellerimiz ayaklarımız bağlandığında, okyanuslarda tutulduğumuz kasırgalardan, karada yakalandığımız depremlerden, yanardağlardan, sellerden sonra dillerimizde “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” sözünden başka hangi söz kalabilir, bizi kurtarabilir? Hangi söze sığınacağız?


Diriyken, dirilerin içindeyken, bugündeyken, dünden kalan bugünkü sapıklıklardan, dünden kalan aşırılıklardan, bugünlerde, yarınlardaki bugünlerde dilimizde başka hangi dua kalabilir? “Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.“ Dün’e ait bir söz değil mi bu? Himmetiyle her gün göğe uzandığımız Dün’den kalan söz değil midir bu? Her gün yeniden Allah'tan inen söz değil mi bu?


Dünsüz değiliz, a cancağızım! Dün’e ait hiçbir söz Dün’le beraber gitmedi, gidemez. Dün’se Dün; gitmemiş bir yere. Biz Dün’ün sözleriyiz. Dilimizdekiler Dün’ün sözleri, Dün’den beslenerek söylediğimiz sözler. Dün’ün sözlerine Dün’den söz söyleyenlerin bizi Dünsüzleştirmelerine, yokuz! Yalan söylemesinler, a cancağızım! Yeni sözler söyleyebilmek için bize Dünler lâzım.


Kavgaysa kavgamız Dün’den. Sevgiyse sevgimiz Dün’den. Anamız, babamız Dün’den. Şirk, inkâr, isyan, katliam, kin, nefret, zinâ da kaldıysa Dün’den; ilâçlarımız da Dün’den. Dün’e ait hiçbir söz bir yere gidemez, gitse ahirete götürecek neyimiz var? Ahiret de Dün’e ait ise, Dün’le giden söz ise söze artık ne hacet var? Bu söz niye gitmedi Dün’le beraber? Niye çengide her daim, her sözün evvelinin, âhirinin çevresinde dolaşır?

mustafa ege


Yorum Gönderme

Yorum Kuralları:

1- Yaptığınız yorumun hakaret içermemesine dikkat ediniz.

2- Yayınlanacak yorumlarınızın yazı ile alakalı olmasına özen gösteriniz.

3- Yazım ve dilbigisi kurallarına dikkat ediniz.

4- Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, yorumunuz yayınlanmayabilir.