Anne Baba Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı


Anne-baba olmanın en heyecanlı yanı olmalı çocuk.
İçimizde ki ceninin varlığını bilmekle başlar tüm serüven.
Sonra ilk tekmelemeler.
Beklenen yolcunun geleceği gün heyecanla çalar kapımızı.
Cana yaşattığı.
Acıları unutturan gülüşleridir; bundan böyle
günlerimizi şenlendiren.
Daha ilk günden çocuğumuzun hayırlı olmasını
dileyerek dünyaya getirmemizin dışında, anne baba
olmanın en önemli unsurudur; sabırla, umutla,
inançla, günümüzde yaşayacağımız zorlukların, geleceğinin
aydınlık olacağı pahasına en iyiyi, dürüstlüğü, ahlâkı
evladına öğretmek. 
 Küçük görünen bastırdığımız noktamızın, ileride daha
belirgin ve net görülmesi için yılmadan
çalışmalı ve duayı, şükretmeyi, inanmayı elden bırakmamalıyız.
Kendine güvenen bireyler olarak yaşıyoruz.
Kendine güveni sonsuz bireyler.
Hissettirerek yaşayan ve yaşamayı ilke edinenler olarak
günlerimiz geçip gitmekte.
Anne-baba olarak sorumluluğumuzun bilincindeyiz.
Hal böyle iken nasıl oluyor da çocuklarımıza yeterince
 ilgi göstermekten mahrum kalıyoruz.
Anne-babanın eğitimi, bir önceki kısmen terk edilen
kuşak tarafından belirlenir ve verilir.
Babayı tabiri caizse (son günlerin moda sözüyle) taştırın
erkeği yada maço olarak yetiştiren ebeveyn, çoktan ileride
çekeceği sancılara gebe kalmıştır.
Ataerkil ailelerde olduğu gibi evin reisi baba daha
küçükken koluna altın bileziği takılandır.
Kadının elinin hamuruyla her işe burnunu sokma diyerek
dışlandığı erkek hegemonyasının egemen olduğu
bir toplumda, yinede suçlanacak kişinin kadın, yani ana
olduğunu düşünmek ne kadar acı verici.
(...) olduğunu söyleyen bir pazarcı bile, "bende 4 tane var" diyerek
kadını aşağılayabiliyorsa gelecek kuşaklara da ideal (!) ebeveyn
olarak bırakacağımız miras şimdiden bellidir.
Peki, ideal anne baba yok mudur?
Elbetteki vardır.
Ekmeğini taştan çıkaranlar, iki işte birden çalışanlar,
ayağını yorganına göre uzatıp ailesini de ele güne muhtaç
etmeden geçimini sağlayıp, kendi yağlarıyla kavrulan
ideal aileler mutlaka vardır.
Biz yinede olumsuz tablolara bakalım.
"Erkek adamın erkek evladı olur", "çocuk kız olursa
cami avlusuna bırakır, eşimi de boşanırım" diyenlerle
dolu bir coğrafyada yaşıyoruz.
Evladın hayırlısını istemek varken, böylesi geri düşünceler
hayatımızda ve toplumumuzda yer edinmektedir.
İstenmeyen kız evlat okula gönderilmeyendir.
Hâlbuki geleceğin, geleceğe yakışan annesidir "O".
Şimdiden saygı gören çocuklardır geleceğin
ideal anne baba çiftleri.
Bizler yaşlılıkta beklediğimiz saygıyı; şimdiden
küçük bireylerin büyük beyinlerine
 inceden inceye, örfümüze ve çağımıza uygun olarak
birer kanaviçe edasıyla işlemeliyiz.
İşte o zaman, hak ediyorsak o saygıyı geleceğin
anne ve babasından göreceğiz.
Bilinçli, ayağı yere basan, kendine güvenen, dahası
gözümüz arkada kalmadan ve asıl dünyaya
göçeceğimizde.
Yetiştirirken tuğlasından,
harcından ve emeğimizden ödün vermediğimiz
çocuklarımız uğurlayacaklardır bizi.
Atalarımızın dediği gibi "ne ekersen onu biçersin"

emine göl yılmaz

''Bu yazı daha önceden vuslat dergisinde yayınlanmıştır''



2 yorum:

  1. zor ve ağır bir mevzu ane baba olmak...

    YanıtlayınSil
  2. gelmesine az kalan bizimde yolda bir yolcumuz var... Allah cemi cümlesinin evladına hayırlı bir ana-baba bütün evlatlarında dinine devletine çevresine ve ailesine hayırlı birer evlat olmalarını nasip etsin...

    YanıtlayınSil

Yorum Kuralları:

1- Yaptığınız yorumun hakaret içermemesine dikkat ediniz.

2- Yayınlanacak yorumlarınızın yazı ile alakalı olmasına özen gösteriniz.

3- Yazım ve dilbigisi kurallarına dikkat ediniz.

4- Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, yorumunuz yayınlanmayabilir.