Ateş Düştüğü Yeri Yakar


Bu atasözü ne kadar haklıdır bilemiyorum fakat geçmişten bugünlere kadar geldiğine göre yaygın bir kullanımı olduğu konusunda şüphe olmasa gerek. Evet, ateş düştüğü yeri yakar doğru ama zamanında müdahale edilmezse bu ateş etrafını da yakar.

Samanlığa yanan bir kibritin düştüğünü düşünelim. Evet, ateş düştüğü yeri yakar ve önce o samanlık kül olur. Ama nasıl olsa benim samanlığım değil diyerek müdahale etmediğimizde alevler yükselir ve diğer evlere, samanlıklara sıçrar ve sadece düştüğü yeri değil ulaşabildiği her yeri yakar bu ateş.

Ateş bir tsunami şeklinde Japonya’ya düştüğünde sadece orayı yaktıysa insanlık yok oluyor demektir. Dalından kopan bir sonbahar yaprağı gibi toprağa düşmüş bir şehidimiz için bu coğrafyada yaşayanların yüreği yanmıyorsa, yürekler taşlaşıyor demektir.

Dertsiz insan olmaz demişti bana fizik öğretmenim ve şaşırmıştım o zaman. Ama şaşırmakta haklıydım çünkü ateş düştüğü yeri yaktığına göre; eğer bana bir bela uğramamışsa neden dertli olaydım ki.

İlişki bağımızın kuvvetine göre ateşin harareti çarpıyor yüzümüze, en çok da kendimize isabet eden dertler yakıyor içimizi. Kalpler yumuşadıkça çember genişliyor ve bazı ulvi gönüllerde tüm insanlık, dertleriyle yakıyor bu yüce sineleri.

Bireyselciliği özümsemiş mantıklar anlamıyor başkalarının dertleriyle dertlenmeyi. Ama dertler kendilerini bulunca da herkesten ilgi bekliyorlar bencilce. Oysa kardeşlik halkasının genişlemesiyle dertler derman bulur, çünkü acılar paylaşıldıkça azalır.

Bugün etrafımızda aç sefil dolaşan insanları görmezden geldikçe, geceleri sokaklarda yatan insanların titremelerini hissedemedikçe, tekerlekli sandalyesi ile sokaklarda rahatça ilerleyemeyen kardeşlerimizin sıkıntılarını içerimizde duyamadıkça ateş sadece onları değil gün gelir hepimizi yakar.

Belki çok sık kullanıldığı için etkisini tam hissedemediğimiz bir söz vardır: “Hepimiz aynı gemideyiz!” Bu gemiye bir ateş düştüğünde kayıtsız kalabilir miyiz? “Nasıl olsa dümen tarafına düştü beni ilgilendirmez!” diyebilir miyiz? O halde bu gemide seyahat edenler Nuh’un Gemisi’ndekiler gibi güzel gönüllerden, dertli yüreklerden oluşmadıkça tufanlardan kurtuluşa eremeyiz.

Evet, bir belayı en iyi, o belaya musallat olan anlar. Ateş belki düştüğü yeri kül eder ama yakınlarına da mutlaka uğrar. Bugün nasıl Fukuşima nükleer santralindeki radyasyonu önleyemediğinizde tüm dünyayı etkisi altına alabiliyorsa, çevresinin dertleriyle dertlenmeyen dertsizlere de bir gün o ateş ulaşacaktır.

Sonuç olarak “Ateş bir kez düşünce ve dertli gönüller söndürmedikçe her yeri yakar!” Dertli gönüllere selam olsun.

fatih çatal


1 yorum:

  1. kalpler yumuşadıkça çember genişliyor demişsin ya üstadım, Allah kalplerimizi yumuşatsın ve başkasının dertleriyle dertlenebilmeyi, almadan verebilmeyi nasip etsin...

    YanıtlayınSil

Yorum Kuralları:

1- Yaptığınız yorumun hakaret içermemesine dikkat ediniz.

2- Yayınlanacak yorumlarınızın yazı ile alakalı olmasına özen gösteriniz.

3- Yazım ve dilbigisi kurallarına dikkat ediniz.

4- Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, yorumunuz yayınlanmayabilir.