Gecenin Bir Vakti


“Size, geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü aydınlık olarak yaratan Allah'tır” (Mümin Suresi, 61)

Uykum geldiği ya da ertesi gün dersim olduğu için değil, ayeti hatırladığım için uzandım yatağa. Alışkanlık veya ihtiyaç olarak değil de bir emri duymanın neşesiyle, tavsiye üzere uyumak istiyorum bu gece. Âdet haline gelen ibadetlerime inat, uyuma âdetini ibadete çevirmek istiyorum.

Uzandım yatağa ama uykudan emare yok içimde. Aklımda çatışma var. İnsan olmanın dayanılmaz yüküyle cebelleşiyorum. Bazen düşünüyorum da, hiç olmasa mıydım acaba, şu an birden bire hiç olmamış olsam; mesela yok olsam? Düşünüyorum, “insana taşıyamayacağı yük verilmez” müjdesi var. Ferahlamam lazım bunun ile ama insanlık yükünü hakkıyla taşıyamamak telaşı var içimde. Daha fazla ne yapabilirim sorusu gelip saplanıyor zihnime.

Özür dilerim dünya, diyorum, kendimden dolayı. Eksik hissediyorum kendimi hep, mahcup oluyorum dünyaya karşı. Kaç hakikati gördüm, kaç gözün hakikati görmesine vesile oldum, sorup duruyorum kendime. Kaç kez parmağımı kaldırıp yıldızları gösterdim insanlara, parmağıma değil gökyüzüne bakın, kaç kere dedim? Kaç hayra vesile oldum da, marifetin yapanda değil yaptıranda olduğunu hatırlattım? Düşünüyorum kaç kere? Kaç, kaç…

Düşünceler kaçmıyor zihnimden haliyle, dönüp dolaşıyor. Bu sorulara cevabım bir hiç galiba, insanın yapabilecekleri yanında yaptıkları ancak bir hiç kalsa gerek. Özür dilerim dünya, kendimden dolayı.
Uyumaya çalışıyorum sonra, tavsiye üzre dinlenmek için. Kapadım gözlerimi. Şimdi uyursam eğer, sabaha kalkabilecek miyim? Var mı bir garantim? Bu şüpheden uyumasam çocukluk yapmış olurum sanki. Bir fıkrada okumuştum, ağzım kapanır da uyurken nefes alamam diye uyumayan bir çocuk vardı. Çok mu farklıyım ondan? Uyanacağım ne belli ki, kim bilebilir bir adım ötesini?

O çocukluktan çıkıp, uykuya dalmak tevekkülle olur ancak. Uyanıkken de nefes almasını bir mucize bilen insan rahat uyuyabilir sadece. Rahatım, uykuda ya da uyanıkken bana nefes aldıran kudretin aynı el olduğunu biliyorum. Uykuda ya da uyanıkken olsun, nefesim kesileceği ana dair ümit ile korku dengesi var içimde.
Düşünüyorum, olmasaydı ölmeye dair büyük ideallerim rahat rahat uyuyabilir miydim? Rahat yaşayamazdım bile.

En başından beri kendimi düşündüğümü fark ediyorum sonra, ne kadar da bencilim! Kaç insana bu rahatlığı fark ettirebildim? Bu kâbusların, uykusuzluğun çözümünün hangi rüyayı düşlemekle geçeceğini kaç kişiye anlatabildim? Evet, inanmasam yaşayamazdım ama bu yaşamak fiilinin yaş atlamaktan farkını kaç kişiyle paylaşabildim? Düşünüyorum, yine bir hiç. Özür dilerim dünya, kendimden dolayı ve yapamadıklarımdan sana.

Zorluyorum kendimi uyumaya, klasik anlamsız yöntemler mi denesem acaba? Koyunlar atlasa gözümün önünde, onları saysam, ya da uzmanlar söylemiş ırmaklar, dereler mi düşünsem. Neden ki bu karmaşa? Bildiğin duaları okuyup, uyu demek çok mu zor? Gece dinlenmek içindir, ayetini hatırlayıp dinlenmeye çekilmek ağır mı geliyor insanoğluna? Dinlenmeyi bile başaramıyorsak, çalışmak nerede kalır pekala? Bir de takılmadan edemedim, gözümün önüne nasıl koyunlar gelebilir ki? Bir insan koyun saymayı başarıyorsa da, yahu bu koyunların gözümün içinde kafamda ne işi var diye düşünmüyorsa, uyumalı mıdır?

Uyuyup uyanmak, küçük ölümden dirilmek de bir mucize, gözün önünden ırmaklar geçebiliyor, koyun sayabiliyor, bu da başlıbaşına bir mucize. İnsan aklında olan ama aklın almadığı iki olay bunlar sadece. Yattığı yerden uyumak üzere olan bir insan bile mucize içre, daha en olsun?

Ama hayır, erdemli bir davranış olmaz, kimseye mucizeler yaşıyoruz, inancını sağlam tut diyemem. Keramet nedir ki, bir hayvana uzaktan ot gösteririz o da ota kanıp bizi takip eder.-afbuyrun, böyle dinlemiştim bir keresinde, teşbihte hata olmaz- Aklı olan birine keramet gerekmez, demişlerdi.

Her namaz kılana aksakallı bir dede gelip namaza başla demedi. Her zekât veren dünya zengini olmadı. İnsan akıllı bir varlık olduğuna göre, düşündü ve itaat etti ihtiyacı olan şeylere. İhtiyaçlarına ve kendisine ihtiyacı olmayan bir Varlık’a.

Düşünüyorum, saplandı zihnime. Kaç kez bunları anlattım da bir inanca az biraz katkım oldu? Kendimden başka kime hayrım var? Özür dilerim dünya, kendimden dolayı.

Uyku öncesinde düşünmüştüm böylesine, acı çektim. “gücüm yetmiyor, elim varmıyor, sesim gitmiyor, kavgam yetmiyor, kaybolup giden insanlığımıza” Bir şarkıda dinlemiştim, o halde bulundum epey vakit.
Bir ses lazım, uyutacak beni, rahata kavuşturacak, avutacak. Düşünüyorum, tek seçenek var galiba. Gecenin bu vakti başka kim konuşur ki insanla? Kur’an’ı açıyorum:

"(Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme)"  (Kalem Suresi, 44)

kübranur ayar




5 yorum:

  1. senin içinde 40 yaşında bir kübra var biliyor musun :) tebrikler çok güzel bir sorgulama

    YanıtlayınSil
  2. Dünyada birileri günah işlerken birileri de onları hayra davet edecek..Ama onlar davet edildikleri için vazgeçmeyecekler.Ta ki kalplerine ilham gelene dek. En güzeli kendimiz ve diğer insanların hidayeti için dua etmek..

    YanıtlayınSil
  3. O bunaltan,hiçe sürükleyen,sıkıntılı günlerde her gün aksakallı dede gelsin diye dua ederdim.Yalvarırdım resmen.Türlü hikayelerini duymuştum çünkü.E bir de gelmesi gereken ilk kişi bendim tabi ki.Gelmedi...
    Çok güzel bir çalışma olmuş.Tebrik ederim

    YanıtlayınSil
  4. Seyfullah KAÇAR17 Aralık 2010 16:39

    "Allah, nefisleri öldükleri zaman ve ölmeyenleri de uykularında öldürüverir. Artık üzerine ölüm ile hükmettiğini tutuverir ve diğerini de tayin edilmiş vakte kadar salıverir. Şüphe yok ki, bunda elbette alâmetler vardır, düşünücüler olan bir kavim için."(Zümer Suresi 42. Ayet)

    YanıtlayınSil

Yorum Kuralları:

1- Yaptığınız yorumun hakaret içermemesine dikkat ediniz.

2- Yayınlanacak yorumlarınızın yazı ile alakalı olmasına özen gösteriniz.

3- Yazım ve dilbigisi kurallarına dikkat ediniz.

4- Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, yorumunuz yayınlanmayabilir.