Sosyopat Doktorun Monologları II


-Ne oldu sana?

 Çevresindeki en doruk noktalara çıkar,mahiyetindeki o küçük kainata dost,uygun,denk,hoş her maddi ve manevi manaların en aşikar fakat gizlenmiş,perdelenmiş halini;tüm ana renklerin içinde derç olduğu o beyazı,özgürlüğü arardı.Onu hissedebiliyordu ama bilmesi hatta yaşaması gerekiyordu.Kendini bilmeden,Torosların göz alabildiğine değin,gökyüzünün derin maviliklerine batmış derin yüksekliklerinden;gözlerin,akılların her birisini görmekten,bilmekten aciz kaldığı sergiden zulmetin,karanlığın,yalnızlığın sinesine işlemiş olduğu çukura attı;ama ilk şunu söyledi:"Elhamdülillah".Çünkü kalbi duası belki de kabul olmuştu;sıcağın soğukla,acının tatlıyla,ışığın-beyazın zulmetle-karayla bilindiği gibi bazı hakikatler zıtlıklarla bilinebilirdi.Ona da hakikat nurunu bu zulmette görebilme ve yaşama fırsatı nasip olmuştu.Lakin hiçte ucuz değildi bu.Belki de bu yüzden soğuk bir kalorifer peteğinin üzerine oturmuş dar,loş,rutubetli bir mekanda sıranın kendisine gelmesini bekliyordu;ama çok sakin ve kararlı ve razıydı.En üst kata yine birini çıkarıyorlardı.Hiçte kolay olmuyordu çünkü aslında o çıkardıkları her bir,bir gün kendilerinden birileri olabilirdi,onlar bunu anlayamadıkları içinde o yerdeki tüm görevliler gibi kendileri de üzerlerinden atamadıkları bu meçhul yorgunluklarını,sıkıntılarını tamamiyle söndürüp öldürmek için daha da azgınca,vahşice davranıyorlardı.En üst kata vardıklarında iki karanlık çehre sağdaki odaya pis gülüşmelerle bakıp onun hemen yanındaki soldaki boş odaya doğru ellerinden sıkıca tuttukları masumla ilerlediler.Odanın kapısı acayip bir gıcırtıyla zar zor açıldı.Görülen görünmeyen her şey bu menhus,uğursuz mekanda eskimeye,ölüme terk edilmişti anlaşılan.Belki bir cep dahi doldurmayacak ucuz vaatlere aldanıp veya üstlerindeki zalim güçlerin yine ucuz tehditlerine baş göz eğip vicdani ve ruhi esareti kabul edip iradesizliği,camitliği seçen bu firavunlarınkini aratmayan baskının,idarenin esiri olmuş iki serkeş görevli kendileri için adi bir adet olmuş zulümlerine o gururlu,haklı masum üzerinde başladılar.Ne kadar,onun her vuruşlarında yalvararak bağırmasını istedilerse de dişini kırarcasına sıktı sessizce,içten içe inledi ve doğru bildiklerini bir bir haykırdı;sakin görünmeye çalıştı bütün tedirginliğine rağmen hemen bitişiğindeki arkadaşları sırasını beklerken üzülmelerini istemiyordu çünkü.Masum bayılana zalimler yorulana değin devam etti ayin.

* Bir ikna odası görüşmesinin epik anlatımıdır.

ahmed said burak


2 yorum:

  1. paragraf başları yaparsanız daha okunur bir hale gelecektir.
    onun dışında hastalara gerçekten 'hasta' gözüyle bakmak, farklı bir fikir doğrusu.
    sosyopat doktorun devamı da gelecektir umarım..

    YanıtlayınSil
  2. bu yazıda ki paragraf tek solukluk bir monolog;ondan böyle :)
    devamı gelecektir inşallah...

    YanıtlayınSil

Yorum Kuralları:

1- Yaptığınız yorumun hakaret içermemesine dikkat ediniz.

2- Yayınlanacak yorumlarınızın yazı ile alakalı olmasına özen gösteriniz.

3- Yazım ve dilbigisi kurallarına dikkat ediniz.

4- Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, yorumunuz yayınlanmayabilir.