İş dünyası, bir başka alem...


Modern zamanların tesettürlüsü için çok zor iş dünyasında varolabilmek. İnsanlar hakkındaki kanılarımızın çok büyük bir bölümünün ilk  gördüğümüz birkaç saniye içinde şekillendiğini düşünürsek 1-0 yenik başlıyoruz iş hayatına. Tabiri caizse “Yeşil sermayeli” şirketler nasıl olsa başka yerde iş bulamaz diyerek üç otuz para teklif ediyorlar. Diğerleri ise ya başörtülü olduğunuz için işe almıyorlar ya da başınızı açıp çalışırsanız ne ala diyorlar. 

 Hadi diyelim benim gibi  başınızı açmadan çalışabileceğiniz hatırı sayılı bir şirkette iş buldunuz. O zaman şanslı azınlıktan birisiniz demektir.

 Ama asıl imtihanınız o zaman başlıyor. Hiç abartmıyorum profesyonel olarak çalışmaya başladığım ilk 1 yıl "hani benim ideallerim anne!" diyerek her akşam ağlamıştım.  (Öğrencilik yıllarımda çalıştığım yerleri saymıyorum tabii)  Zahmet olmadan rahmet olmuyor ama diğer çalışanlarla aynı özellikle sahipken sadece başı örtülü olduğunuz için aynı haklara sahip olamamanın ne demek olduğunu yaşayan bilir sadece...

Benim bu süreçte idealimdeki yerde olabilmek uzuuun yıllarımı aldı. Önyargıları kırmak için harcadığım enerjiyi atomu parçalamak için harcasaydım fizik profesörü olurdum;) Hala gittiğim bir toplantıda/iş yemeğinde ya da lansmanda küçümseyen bakışlara maruz kalıyorum tabii, ama artık işi deliye vurdum. Bana öyle bakanlara kocaman bir tebessümle cevap veriyorum, arsızlaşıyorum ve tanışmam gerekmeyen olan insanlar dahi olsa gidip selam veriyorum. Bazen kendimi yel değirmenleri ile savaşan Donkişot gibi hissettiğim olmuyor değil. Ama olsun ben böyle daha mutluyum:)

Bu arada iş dünyasındaki gayrimüslümlerin/yabancıların hakkını yememem lazım, onlardan gördüğüm saygıyı, "benim de nüfus cüzdanımda dini İslam yazıyor kardeşim" diyenlerden görmedim. Yabancı bir müşteriniz gittiğiniz yemekte kulağınıza "Bu et şarapla marine edilmiş sanırım, dilerseniz mönünüzü değiştirin" diye fısıldarken o yabancı özentisi iş arkadaşınız sadece şaka olsun diye size likörlü çikolata ikram edebiliyor.

Bazen keşke ben de benim gibi insanların arasında çalışıyor olsam diye düşünmüyor değilim... Uzun süre öteki mahallede kalınca kendi mahallenizin hassasiyetlerini kaybediyorsunuz istemeseniz de...Bir bakmışsınız onlar gibi düşünüp onlar gibi yaşıyorsunuz, kendinize ve değerlerinize sahip çıkabilmek için gerçekten güçlü bir irade gerekiyor. Hem kendinizi kabullendirmeye çalışırken hem de kendiniz gibi kalmaya ve aynı zamanda iş dünyası denilen o arenada işinizi yapmaya çalışmak için hep diğerlerinden daha çok efor sarf etmeniz gerekiyor.

Şu anda benimle aynı hisleri taşıyan modern zamanın başı örtülü "can"larına yalnız değilsiniz demek istiyorum... Yalnız değiliz hiç birimiz...

didar kalender


1 yorum:

  1. kaleminize sağlık.yalnız değlsiniz.yanınızda her zaman Yüce Allah'ın yardımı ve inayeti var olsun inşaallah.

    not:tanışmam gerekmeyen olan insanlar (düzeltime ihtiyacı var gibi...)

    saygılarımla.

    ertuğrul oflaz

    YanıtlayınSil

Yorum Kuralları:

1- Yaptığınız yorumun hakaret içermemesine dikkat ediniz.

2- Yayınlanacak yorumlarınızın yazı ile alakalı olmasına özen gösteriniz.

3- Yazım ve dilbigisi kurallarına dikkat ediniz.

4- Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, yorumunuz yayınlanmayabilir.