Düşünmeyi düşündünüz mü?


Düşünmek, akletmek, tefekkür etmek; yeryüzünde yaşayan canlılardan sadece insanoğluna bahşedilmiş müstesna kabiliyet. Düşünmek bir bakıma seçim yapmak, yol belirlemek belkide özgürlük kelimesinin tamda gerçek anlamı... Çünkü bir tek düşüncelere ulaşılmaz, gem vurulamaz ve hükmedilemez. Düşünce özeldir, tekildir, sınırsızdır, değişkendir ya da durağandır. Yani kısaca akıl bir binanın temeliyse, düşünmek binanın ta kendisidir. İkiside birbiri olmadan düşünülemez.
Bazen kabiliyet bazen de öne çıkan bir özellik gibi görülebilir. Ama temelde herkesin akletme yetisi geliştirilebilir. Bu konuda tabiri caizse ''kafa yormak''gereklidir. Ne kadar yorulursa o kadar engin düşünebilen bir akla sahip olabiliriz.

Bu açıklamalardan sonra düşünüyorsa o halde insanım demek yanlış olmaz sanırım. Peki bize Rabbimizin bahşettiği akıl ve onun olmazsa olmazı akletme için yeteri kadar efor sarfedebiliyor muyuz? Yoksa hiç boşuna yormayayım düşünenler düşünmüş banada takip etmek düşer mantığına mı bulaşmışız. Tıpkı İbrahim a.s.'ın kavmine:''Size faydası ve zararı olmayan şu putlara neden tapıyorsunuz'' sorusuna ''Biz atalarımızı onlara tapar bulduk cevabındaki gibi. Sürü mantığı görüyoruz ki tarih boyunca hep olmuş. Ve hep kaybettrmiş, yanıltmış ve akılları dumura uğratmış. Bu mantık günümüzde de var ve gelecekte de olacaktır. Bir toplumu peşinden sürüklemek isteyen zalimler, hainler ilk önce düşüncelere pranga vurmak isterler. Ama az önce de zikrettiğim gibi düşünce özgürdür, ulaşılmazdır. O zaman düşünmemeyi dikte ederler ya da buna uygun zemin hazırlayıp düşünmemeyi öğretirler fark ettirmeden. Eğer bir toplumda bir şekilde düşünenler azalırsa; güdülen sorgulamadan itaat eden, akıl özelliğine kilit vuran bir toplum çıkar ortaya.

Şimdi kendimize dönüp bakma zamanı. Sorgulamadan, yargılamadan tabi olma yolunu mu seçmişiz. ''Herkes yaptığına göre vardır bir doğrusu'' yada ''Herkes akıllıda ben mi deliyim''mantalitesi paslandırmış mı akletme çarklarını? Çarklar birbirini işlevsiz mi bırakmış. Akletme tembelliği eğer bu safhaya geldiyse, işte o zaman tehlike çanları çalıyor demektir. Düşünce hastalığı müzmin hastalık olmuşsa ve eğer kurtuluşumuz için beynimize şimşekler çaktırmaya ihtiyacımız varsa; Buyrun düşünceye buyur eden kelama davet ediyorum sizleri. Kuran da birçok yerde Allahü Teala adeta düşünmeyi unutanlara düşünmeyi hatırlatıyor. Bir çok ayette ''hala akletmez misiniz?'' , ''hiç düşünmüyor musunuz?'' , ''hala aklınızı kullanmıyor musunuz?'' sorularıyla bizi kendimize getirmeye ve akletmeye sevk ediyor. İşte onlardan birkaçı.

''Size verilen şeyler, yalnızca dünya hayatının geçici malı ve süsüdür. Allah yanındaki ise hem daha hayırlı, hem kalıcıdır; artık düşünmeyecek misiniz?''(Kasas 60. ayet). Akıl Kuran 'ın anlatımıyla insana verilen anlama, ölçüp tartma, mukayese ve muhakeme yapma yeteneğidir. Ayetlerin ışığında konuya baktığımızda aklın, beş duyumuzdan da istifade ederek, merkezi kalp olarak tanımlanan, yargılama ve hüküm çıkarma yeteneği olduğunu görürüz. ''Sana bu mübarek kitabı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik''(Sad 29. ayet). Kuran bir taraftan kendi ayetleri üzerinde düşünmemizi isterken, öte yandan içinde yaşadığımız şu somut dünyaya da gözlerimizi çevirip onun üzerinde düşünmemizi istemektedir. ''Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah'ı anrlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler). Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın. Seni teşbih ederiz bizi cehennem azabından koru.''(Ali İmran 191. ayet). ''O ki birbiri ile ahenkli yedi göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsiniz. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?''(Tebareke 3. ayet). Bu tür ayetleri çoğaltmak mümkündür. Konuyla ilgili ayetler incelendiğinde dikkati çeken husus Kuran'ın bizi düşünmeye davet ederken, yaşadığımız dünya hayatında fizikseli biyolojik, sosyal pek çok olguyla mukayese ve ibret alarak akletme yetimizi geliştirmektedir. Son söz olarak yine bir ayeti kerimeyle noktalamak istiyorum.

''O,diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takip etmesi de ona aittir. Hala Aklınızı kullanmıyor musunuz?(Müminün 80.ayet). Düşünebilen ve düşündürtebilen bir yaşam temennisiyle.

sueda candar



2 yorum:

  1. ne mutlu sadece aklıyla değil belki daha da önemlisi kalbiyle düşüne(bile)nlere...

    YanıtlayınSil
  2. düşünmek var olmanın en önemli şartı..belkide ilki..varım diyebilmek için insan düşünmenin farkına varmalı ve hakkını vermeli.düşünmenin farkına vardıran yazınız için teşekkürler..

    YanıtlayınSil

Yorum Kuralları:

1- Yaptığınız yorumun hakaret içermemesine dikkat ediniz.

2- Yayınlanacak yorumlarınızın yazı ile alakalı olmasına özen gösteriniz.

3- Yazım ve dilbigisi kurallarına dikkat ediniz.

4- Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, yorumunuz yayınlanmayabilir.