Ceteris Paribus


Ekonomi; her insanın hayatında öyle ya da böyle etkili olan bir olgu olmasından dolayı ilgi çeken bir konudur. Sabah uyandığımızda üzerimizden attığımız yorgandan tutun da akşam yatmadan önce dişlerimizi fırçalarken kullandığımız diş macununa kadar her şeyin ekonomide ve hayatımızda yeri vardır. Hal böyle olunca ne alacağımıza, ne kadar harcayacağımıza, harcarken nelere dikkat edeceğimize karar vermek önemli hale gelmiştir. 

Ekonominin baş aktörü insan olduğu için ve insani faktörler bir deney ortamında kontrol edilemediği için ekonomi ilmi de varsayımların üzerine inşa edilmiştir. Örneğin yolları gösteren bir harita ile gitmek istediğimiz yere ulaşmak için nerelerden geçmemiz gerektiğini öğrenebiliriz. Bu harita yokken yön bulmamız zor ve zahmetli olacaktır. Öte yandan bir haritada yolların son durumlarını da görememekteyiz maalesef; yollarda çalışma olabilir başka bir yola yönlendirilmiş olabilir. Ekonomide kurulan varsayımlar ve modeller de bu haritalar gibidir. Tamamen gerçekleri göstermeseler de onu anlamamıza ve ekonominin başat rol oynadığı hayatımızda bize yön göstermeye yararlar. Bu varsayımların temelinde “Ceteris Paribus” vardır. “Diğer bütün değişkenler sabitken”  anlamına gelen Latince bir terimdir. Bir örnek verecek olursak; Bir malın fiyatı düştüğünde, ceteris paribus, o mala olan talep artar. Yani bir malın fiyatı düştüğü zaman, diğer bütün etkenler (rakip malın fiyatı, kalite, gelir) sabitken o mala olan talep artar anlamına gelir. Burada önemli olan şu ki: Ekonomik gelişmeler hakkında önerme yaparken çoğu kez bu ana varsayımımızı unutuyoruz. Sanki her zaman o yönde olacakmış gibi kararlar alıyoruz. Evet, bir malın fiyatı düştüğünde o mala olan talep artabilir ama o malı talep edenlerin gelirleri azalırsa yine de artar mı? … BELİRSİZ. “Kaliteli malın taliplisi çok olur”. Bu önermeye itiraz edecek yoktur herhalde. Ama bu kaliteli malın fiyatı çok yüksek olursa yine de talebi çok olur mu? … BELİRSİZ. Bir başka örnek: Dizel araçların fiyatı düşerse alıcısı artar. Peki, dizel yakıtın fiyatı artıyorsa, benzin ve lpg fiyatları düşüyorsa bir de benzinli araçların fiyatları daha çok düşüyorsa, yine de dizel araçların alıcısı artar mı? BELİRSİZ. 


Ekonomiye bir bütün olarak baktığımızda ve “ceteris paribus” diyerek kısıtladığımız tüm değişkenleri serbest bıraktığımızda, o değişkenlerin muhtemel etkilerini hesaba kattığımız zaman daha doğru kararlar alabiliriz. Sadece bir pencereden bakan bir iktisatçıya göre ekonomi durgunluğa gidiyor görülebilir. Öte yandan başka bir iktisatçıya göre ekonomi çok iyi durumdadır. Peki, iktisadi konjöktüre göre karar verecek olan birimler nasıl karar verecekler? Gazetelere baktığımızda bazı gazetelerin “Kriz Tellallığı” yaptığını, bazılarının ise ekonomimizin iyiye gittiğini yazdıklarını görüyoruz. Kendi önermelerine göre iki taraf da haklı olabilir ama gerçek hayatta hangi önermenin etkili olacağı sabitledikleri etkenlerin ağırlığına göre belli olacaktır. Bildiğimiz birkaç önerme ile hepimiz ekonomist oluyoruz tıpkı hepimizin usta bir futbol yorumcusu(?) olması gibi… Oysa önermeler karar vermemize yardımcı olmak içindir, onları her zaman doğru kabul etmek için değil! 

Günümüzde sınırlar gitgide kalkıyor ve her şey değişiyor. Değişimi biz yakalamaya çalışırken, o bizi yakalıyor. Artık “küreselleşme” adını verdiğimiz bir olgu çevirmiş etrafımızı. Tutunabilmek için dünün şartları yeterli olmuyor. Değişime ayak uydurmak gerekiyor. Bu ise olaylara her açıdan bakabilmeyi gerektiriyor. Dükkanını babadan kalma  yöntemlerle işletmeye çalışan bakkalımız kepenk kapatmak zorunda kalıyor. Bakkalların yerini büyük alışveriş merkezleri almaya başlamışken “Benim müşterim belli, malım belli” demek dünde kaldı. Müşteri nerede uygun bulursa oradan satın alır. O yüzden değişime yönelik alıcılarımızı daima açık tutmalıyız. Önce değişimin içerisinde olmalı daha sonra bir adım öteye giderek değişimin öncüsü olmalıyız. Ama bunu başarabilmek için “ceteris paribus” gözlüklerimizi çıkarmalıyız onları sadece gerektiğinde kullanmalıyız. Nasıl ki bir elmas ustası sadece elmasını işlerken takıyorsa merceğini, ekonomi karar vericileri de sadece karar verecekleri aşamada yardımcı olması için kullanmalılar “ceteris paribus”lu önermelerini. 

Ekonomi yazarlarında olması gereken özelliklerden bir tanesi olaylara bilimsel yaklaşmaktır. İktisadi olayları kendi düşüncesine göre değil, olması gerektiği gibi yorumlamaktır. Bu durumda kullandığımız varsayımların belirtilmemesi karar birimlerini yazarın istediği şekilde yönlendirecektir. Örnek verecek olursak aynı yazar bazen sıkı maliye politikasının uygulanması gerektiğini dile getirirken başka bir zaman da tam tersine gevşek bir maliye politikasını savunabilir. Elbette gerekçeleri, varsayımları vardır bu düşüncelerini ileri sürerken.Ama bu gerekçeleri, bu varsayımları yazılarında kasıtlı olarak belirtmiyorsa ve yaptığı önermeleri kanunmuş gibi gösteriyorsa spekülasyon yapıyor demektir. Bu tip spekülatif yazıları okumakla yetinmiş okurlar ise varsayımları es geçtikleri için önermeleri her koşulda geçerli zannederek yanlış kararlar verebilmektedirler. “Sermayen varsa patron olursun!” söylemine kendini kaptıran birçok girişimci devletin verdiği teşvikleri kapabilmek için hiç bilmedikleri sektörlere yatırım yapmışlar ve sonunda iflas bayrağını çekmişlerdir. Demek ki patron olabilmek için sermaye yetersizmiş, başka şeylere de ihtiyaç varmış; bilgi, tecrübe, yetenek… 

Varsayımlar, önermeler, modeller bize yardımcı olmak için birer araçtırlar. Nasıl ki evde bozulan bir şeyi tamir etmek için kullandıktan sonra aletlerimizi yerlerine kaldırıyorsak, onlara bağlı kalmıyorsak, iktisadi hayatta da aynı şekilde davranmalıyız. Hayatımıza yön verirken yaptığımız önermelere bağlı kalmamalıyız, onların sadece bize yol göstereceğini bilmeliyiz ve her açıdan bakabilmeliyiz olaylara. İnanıyorum ki bizler değişime öncü olduğumuzda, bakış açımızı 360 dereceye çıkardığımızda ve analitik düşünebildiğimiz zaman, CETERİS PARİBUS, güçlü bir ekonomiye, sağlıklı bir nesle sahip olacağız.

fatih çatal


1 yorum:

  1. güzel bir yazı olmuş,bu durumda bazı iktisatçılar at gözlüğü ile bakıyor olabilir..(diğer şartlar sabitken:)

    YanıtlayınSil

Yorum Kuralları:

1- Yaptığınız yorumun hakaret içermemesine dikkat ediniz.

2- Yayınlanacak yorumlarınızın yazı ile alakalı olmasına özen gösteriniz.

3- Yazım ve dilbigisi kurallarına dikkat ediniz.

4- Yukarıdaki kurallardan herhangi birine uymamanız durumunda, yorumunuz yayınlanmayabilir.